Ana Menü, Deplasmanlar

Rotterdam

5 Ağustos 2014

Feyenoord-Beşiktaş maçı için yol hazırlıklarımıza başladık..Türk Hava Yolları ile İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan haftanın beş günü direkt uçuş var.Amsterdam üzerinden gidip, 80 km’lik yolu trenle kat etmek de bir diğer seçenek.Biz ilk uçuş rotasını tercih ederek 3 saat 40 dakikalık  yolculuk sonrası Rotterdam The Hague Havalimanı’na iniş yaptık.Havalimanı şehir merkezinden yaklaşık 10 km uzaklıkta..Mesafe kısa olduğu için taksi tercih edilebilir gözüküüyor.Diğer seçenek ise yarım saatte sizi Rotterdam Merkez İstasyonu’na götürebilecek 33 no’lu otobüs..Havalimanı-otel güzergahı sırasında ilk dikkatimizi çeken şey, şehrin sessizliği.Sokaklar bir Hollanda şehrine göre oldukça ıssız.Nüfus ağırlıklı olarak orta yaşlı..Turist yok ancak şehir çok kozmopolit durumda.Sokaklarda hiç beklemediğim kadar Arap ve Afrikalı nüfusu var.Elbette nufüsu yapısını etkileyen en önemli nokta Rotterdam’ın Avrupa’nın en geniş limanına sahip olması.Şehirdeki liman işçilerinin yanısıra gemi barınaklarında da çok sayıda liman işçisi çalışıyor.

[unitegallery rotterdam1]

Rotterdam’ı diğer Avrupa şehirlerinden ayıran en önemli özelliği ise mimarisi..Şehir 1940 yılındaki Nazi bombardımanı sırasında tamamen yıkılmış.O dönemde restorasyonla uğraşmayan Hollandalılar Rotterdam’ı yepyeni bir şehir olarak yeniden inşaa etmiş.Bu yeni bina alışkanlığı Rotterdam’ı bambaşka bir kimliğe bürümüş..Çeşitli formlardaki gökdelenleri, daha önce hiçbir yerde görmediğimiz küp evleriyle Rotterdam, mimarlar tarafından en çok ziyaret edilen şehir haline gelmiş durumda..Bu durumu fırsata çeviren Hollandalılar her yıl belirli zamanlarda  mimarlık bienallerine ev sahipliği yapıyor.Küp evleri gördüğünüz zaman,dekor amaçlı ilgi çekmek için yapıldığını düşünebilirsiniz..Yanılıyorsunuz, bu evler, içinde insanların  yaşadığı bildiğiniz apartman daireleri.Anlatmakla olmaz,görmeniz şart.Yaklaşık 15 dakikalık araba yolculuğu sonrası otelimize ulaşıyoruz..Şehrin en önemli alışveriş merkezi ijnbaan Caddesi’ne 100 metre uzaklıktaki Grand Central Hotel’de kalıyoruz.Şehrin merkezinde,yeni restore edilmiş, kocaman eski tip anahtarları oldukça ilginç bir profil çizen otel Jimmi Hendrix’in de Hollanda seyahatlerindeki 1 numaralı konaklama yeriymiş.

Şehrin en önemli alışveriş merkezi ijnban caddesi..2 katlı mağazalardan oluşan bu caddede dünyaca ünlü markaları bulabilirsiniz.Turizm şehri olmadığı için Amsterdam’da 30 euro’ya aldığınız bir kazağı burada 20 euro’ya bulma şansınız var.Rotterdam’ın bir diğer ilgi çekici yeri ise kapalı pazar alanı Markthal..Dışarıdan dev bir avm’ye benzeyen mekana girdiğiniz zaman sizi bir pazar karşılıyor.30’a yakın dükkan ve 10’dan fazla restoranıyla şehrin kalabalık mekanlarından bir tanesi.Hollanda ile özleşen laleleri, yerel tatları, Avrupa’nın dört bir yanından gelen peynirleriyle mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

[unitegallery rotterdam2]

Elbette Hollanda’nın bu sessiz şehrine gelip de Euromast’a uğramamak olmaz. 1960 yılında gözlem kulesi olarak inşaa edilen Euromast’ın üzerine televizyonlar için özel bir yapı eklenmiş ve şu anki boyu olan 186 metreye ulaşmış.En üst kata çıktığınızda muhteşem bir liman ve şehir manzarası sizleri bekliyor. Yapı o kadar büyük ki, bulutsuz havalarda Belçika’nın Antwerp şehrini bile görmeniz mümkün oluyor..Ayrıca kulenin en tepesinde bulunan döner daireye binerek tüm Rotterdam’ı 360 derece görmeniz mümkün. Kulenin üst katında bir restoran olduğunu ve muhteşem manzara eşliğinde yemeğinizi yiyebildiğinizi de hemen ekleyelim. Sabah 10’dan akşam 10’a kadar ziyaret edebileceğiniz Euromast’a çıkış ücreti ise 9 euro.

Hemen hemen tamamı yeni binalardan oluşmuş Rotterdam’ın en eski yapısı ise St. Laurenskerk Kilisesi..Orta Çağ’da inşa edilmiş bu yapı 2.Dünya Savaşı’nı az hasarla atlatmış, 1952’de ise zarar gören kısımları restore edilerek tekrardan açılmış. Biz göremedik ama Gotik tarzıyla dikkat çeken kilisenin önünde kış aylarında buz pisti kuruluyormuş.

Gelelim Rotterdam’ın gece hayatına..Burası elbette bir Amsterdam değil..Ancak sıradan bir Avrupa şehrine göre gece hayatının hareketli olduğunu söyleyebilirim.Eğlenme kültürü ağırlıklı olarak dans üzerine kurulu..Şehirde bir çok dans kulübü var. Thalia Lounge, Off Corso gençlerin rağbet gösterdiği mekanların başında geliyor.Soho her ülkede olduğu gibi burada da şehrin önemli eğlence mekanlarından biri durumunda. Ahoy Rotterdam ise dev bir salon ve ağırlıklı olarak konserlere ev sahipliği yapıyor. Bildiğiniz gibi Amsterdam’da Coffee Shop denilen mekanlarda uyuşturucu satışı yasal..Ne yazık ki bu kötü alışkanlığın turizmi bile oluşmuş durumda Hollanda’da..Rotterdam’da Coffee Shop olmadığını ve bu tarz dükkanların şehrin çok dışında yer aldığını da belirtelim.Bu arada Rotterdam gece hayatının da çok ucuz olmadığını hatırlatmakta fayda var.

[unitegallery rotterdam3]

Hollanda mutfağı çok zengin değil ancak  Rotterdam’ın yemek çeşitliliği açısından yeterli bir şehir olduğunu söylemek mümkün..Akşam dışarı çıktığınızda deniz mahsüllerinin bir çok çeşidini taze olarak restoranlarda bulmanız mümkün.Şehirde en çok tüketilen ürün patates. Sadece restoranlarda değil sokak büfeleri dahil şehrin heryerinde  patatesçiler var. Patatesin türünden olsa gerek, hakikaten çok lezzetli bir tadı var ve denemenizi tavsiye ederim.Mayalı hamurdan yapılmış kalın ve e simiti andıran ekmek çeşidi “bagel” kızarmış top köfte “Bitterballen” Rotterdam’ın simge tatlarından bir kaçı.Bunun dışında zamanında Hollanda kolonisi olan Endonezya mutfağı de şehirde kendine yer etmiş durumda.Başta dediğim gibi çeşitlilik bol..Meksika,Uzakdoğu,İtalyan restoranlarına gidip kendi damak zevkinize uygun tadı bulabilirsiniz..Bazaar,Dudok, Weimar 1890,Las Palmas ve elbette Euromast Kulesi’nin restoranı gidilebilecek mekanların başında yer alıyor.

[unitegallery rotterdam4]

Ve tabi ki şehrin en önemli markası Feyenoord futbol takımı..1908’de kurulan Feyenoord, Ajax ve Psv ile birlikte Hollanda Ligi’nde küme düşmeyen 3 takımdan biri..Maçlarını şehrin hemen hemen içinde yer alan De Quip Stadı’nda oynuyor.  51.177 kapasiteli stada tramvay,otobüs ve ya özel aracınızla şehir merkezinden 10 dakikada ulaşabiliyorsunuz. Taraftarı oldukça fanatik.Ajax’la aralarında düşmanlığa varan bir rekabet var. Amsterdam şehrinin musevi nüfusu bakımından yoğun olması nedeniyle Feyenoord taraftarının tezahüratlarına konu olmuş durumda..Bu yüzden zaman zaman anti semitizm yani Yahudi düşmanlığıyla da suçlanıyorlar. Bunun dışında Feyenoord taraftarının Avrupa sicili de oldukça kötü. 1974 Uefa finalinde Tottenham’la karşılaşan Feyenoord o maçtan bu yana İngilizlerle arasını düzeltmiş değil. 1992’de de eşleşen iki takımın maçlarında yine olaylar çıkınca mevzu kan davasına dönmüş durumda.Bunun dışında yine 2006’da Nancy-Feyenoord maçında çıkan olaylar nedeniyle Hollanda kulübünün kupadan ihraç edilmişliği var.Bunları neden anlattım..Çünkü Avrupa’nın büyük çoğunluğunda görülen maç günü 2 takım taraftarlarının beraber maça gitmesi, dostluk, kaşkol değiştirme gibi atraksyonlar burada yok.Size çok hoş gözle bakmıyorlar.Toplu halde değilseniz, mümkün olduğu kadar maça giderken forma ve kaşkolunuzu çok fazla göstermeyin..Stat atmosferi hakikaten güzel..Seyretme açısı olsun, deplasman taraftarına verilen yer olsun, hepsi gayet yerinde.Maç dönüşü ise yine sıkıntılı..Bireysel olarak stattan ayrılıp, tramvayla şehre dönmeye çalışan Türk taraftarlar ne yazık ki bıçaklandı..O yüzden maç günleri tek başınıza dolaşmamanızı, maç çıkışı ise mutlaka toplu halde hareket etmenizi tavsiye ediyorum.

Leave a Reply