Ana Menü, Deplasmanlar

Tromso

12 Eylül 2013

Tromso deplasmanı aslında Türk futbolseverlere çok da yabancı bir deplasman değil.
Eylül 2005’te Galatasaray’ın karşılaştığı korkunç saha ve hava koşulları, futbolla ilgilenen hemen hemen herkesin aklında hala.O yüzden de Tromso’yu kurada gördüğümüz anda ilk yaptığımız şey,internete girip, uluslarası hava durumu sitelerine göz atmak oldu.Sonrası ise klasik deplasman telaşı.Tromso’yu anlatmadan önce coğrafi konumuna dikkat çekmek lazım aslında.
Kuzey Kutup dairesine 350 km uzaklıkta.Dolayısıyla güneş neredeyse hiç batmıyor ama kolay kolay da ısıtmıyor.
Yazın 20 derecenin üstüne pek çıkmıyor sıcaklık.Bizim orada bulunduğumuz 20 Ağustos’ta ise sıcaklık ortalama 7-8 derece.
3 günlük deplasman seyahetlerine, ufak çantalarla gelen muhabirlerin bir çoğu, mont ve kazakla takviye edilmiş bavullarla havalimanının yolunu tutuyor..Tromso’ye direkt uçuş yok.En mantıklı aktarma seçeneği Norveç’in başkenti Oslo’ya gidip,oradan da Tromso’ya geçmek.Oslo – Tromso arasının 1500 km’den fazla olduğunu hatırlatmakta da fayda var.Norveç’e İstanbul’dan günde 2 ya da 3 uçak var.Yoğun talep nedeniyle sabah uçağı dolu.Biz de 14.25 uçağıyla yola çıkıyoruz.Yaklaşık 3,5 saat sonra Oslo’dayız.İndiğimizde bizi, gayet ılık bir iklim karşılıyor.Akşamüstü olmasına rağmen havalimanı çevresinde t-shirt’lerle dolaşabiliyoruz.Aktarma süresi dolunca, SAS (İskandinav Havayolları) uçağıyla Tromso’ye doğru hareket ediyoruz.THY’den sonra SAS bize metrobüs gibi geliyor.Uçakta eğlence konsolunu geçtik, rotayı gösteren bilgi paneli bile yok.2 saatlik yolculukta ikram olarak 1 bardak su veriyorlar.Üstelik uçağın içi buz gibi.”Bizi soğuğa alıştırıyorlar herhalde” diyerek uyumaya çalışıyoruz.14.25’te başlayan uçak maceramız 01.30’da Tromso’ye inmemizle sona eriyor.İlk dikkatimizi çeken elbette gökyüzü…Geceyarısı olmasına rağmen dağların arkasında saklanan güneşi görebiliyoruz.Saat gece 2’ye yaklaşıyor ama akşamüstüne benzer bir görüntü var Tromso’de…

[unitegallery tromso1]

Havalimanından çıkış yaptığımızda,yüzümüze çarpan buz gibi rüzgar Tromso gerçeğini bize anında hatırlatıyor..Atlıyoruz taksiye, doğru otele..Üç kısımdan oluşan şehir birbirine köprü ve tüneller ile bağlı.Hemen hemen her yer birbirine 5 dakikalık mesafede.Buraya gelirken en sık duyduğumuz şeylerden birincisi soğuk ikincisi ise pahalılıktı..Taksicinin 2-3 kilometrelik mesafeye istediği 100 lirayı görünce,aynı gece içerisinde hem soğuk hem de pahalılıkla tanışmış olduk.Otel rezervasyonunu önceden booking.com’dan hallettiğimiz için herhangi bir arayışa girmeden, otelimize vardık.Tromso’de konaklama sorunu hemen hemen hiç yok diyebiliriz.Turistik bir bölge olduğu için, çok sayıda otel var.Ancak 3 yıldızlı otel fiyatları bile gecelik 200 dolar  civarı..Bunun dışında Norveç’e özgü ve ‘cabin’ adı verilen renkli evleri kiralamak da bir seçenek. Hatta bazı evler deniz kenarında olduğundan, balık avlamak için teknesi de fiyata dahil oluyor..Şehir genel anlamda sakin bir yapıya sahip.Üniversite zamanı daha hareketli hale gelse de asla bi İspanya,İtalya gibi değil elbette.Turistik bir şehir olmasına rağmen büyük eğlence mekanları yok.Bir de alkolle ilgili ilginç bir not vereyim.Tromso’de saat 18’den sonra marketlerde alkol satışı yapılmıyor.Aslında Tromso’nün turistik bir merkez haline gelmesinin en büyük sebebi, dünyaca ünlü Norveç fiyordlarına yakınlığını..Şehir tur gemilerinin en önemli uğrak yerlerinden biri haline gelmiş durumda..Gelen turistlerin de, şehir halkının da yaş ortalamasının oldukça yüksek olduğunu söyleyebilirim.

[unitegallery Tromso2]

Tromso’nun en ilgi çekici özelliği elbette coğrafi konumu ve bunun getirdiği özellikler. Şehir, Avrupa’nın en kuzeyinde bulunduğu için aynı ünvanlı bir çok yapıya sahip.Avrupa’nın en kuzeyindeki üniversite, en kuzeyindeki kilise ya da yaşlı kıtanın en kuzeyindeki tiyatro yine bu şehirde yer alıyor.Kutuplara yakınlığı nedeniyle belli zamanlarda sadece gündüzün yaşandığı Tromso’de Ağustos ayında hava sadece 2-3 saat kararıyor.Geceyarısı havada oluşan kırmızımsı rengi başka bir coğrafyada görme şansınız yok sanırım.Bir başka ilginç nokta da, güneş ışınlarının geliş açısı nedeniyle Nisan-Ağustos ayları arasında hiçbir objenin gölgesinin yere yansımaması.Şehir mimarisi inanılmaz güzel..Kış şartlarına dayanıklı,duvarları rengarenk binalar enfes bir görüntü oluşturuyor.Tromso,fotoğraf sanatçıları ya da fotoğraf çekmeyi sevenler için bulunmaz bir zenginlik içeriyor diyebilirim..Köprüyle geçilen şehrin karşı tarafında hem teleferik hem de Arktik Kilise bulunmakta.
Güneşin batmadığı Nisan-Haziran ayları arasında bu kilise civarında Midnight Sun konserleri düzenleniyor.

[unitegallery tromso3]
O tarihlerde güneşin batar gibi yapıp, heryeri kızıla boyadıktan sonra tekrar doğmasını başka bir şehirden seyretmek mümkün olmayabilir.Coğrafi konumun getirdiği bir diğer görsel güzellik ise elbette yıldızlar.Dünyanın en kuzeyinde olduğumuz için gökyüzü çok daha net gözüküyor.Yıldızları net görmek bir yana, dikkatli baktığınız zaman yıldız hareketlerini bile gözlemleyebiliyorsunuz.Kış mevsiminde gökyüzü ve astronomiye meraklı turistler için oluşturulmuş özel tepeler var..Buralara kızak köpekleriyle çıkıp bu görsel şöleni izleme şansı bulabilirsiniz.Kızak köpeği demişken şehirdeki en önemli aktivitelerden birinin de bu olduğunu hatırlatalım.Tromso size Sibirya kurtlarının çektiği kızaklarla, karlı tepelerde dolaşma fırsatını sunuyor.Bir diğer keyifli iş ise elbette Balina safarisi..Şehirde Ekim sonundan Ocak ayına kadar gemilerle çıkıp, katil balinalar da dahil olmak üzere pek çok balina çeşidini izlemek mümkün.4-5 saat süren bu turların fiyatı da 500 TL’ye denk geliyor.Tromso’nun alışveriş merkezi Storgata Caddesi’nde..Ünlü markalar,Norveç’in yerel markaları, tur firmalarına ait dükkanlar, hepsi burada. Şehirde ayrıca ziyaret edilebilecek 2 farklı müze var.Tromso müzesi gerçekten ilgi çekici çünkü Viking yaşam kültürüne ait bir çok materyal barındırmakta.Limandaki Polar Müze ise Norveç’in geleneksel yaşam kültürüne ziyaretçilerine  yansıtıyor.

Gelelim yemek konusuna…Elbette deniz ürünleri, menünün en kalabalık bölümü.Okyanus balıkları,kalamar,balina eti ve bir çok deniz mahsulünü, marina çevresinde yer alan restoranlarda bulmak mümkün.Yemek mevzusuna girmişken, pahalılık konusunu biraz daha detaylandırmak gerekiyor sanırım.Tromso’de sıradan bir sahil restoranında 1 tabak balık ortalama 200 lira.

[unitegallery tromso4]

Meşhur Norveç somonunu tüm restoran ve marketlerde bulabilirsiniz..Farklı lezzet arayışındaysanız, hemen hemen her restoranın menüsünde bulunan geyik etini de deneyebilirsiniz.‘Hayat pahalı fast-food olayına girelim’ deseniz de çok farkeden birşey olmuyor.Cesar Salata 90 lira…3 dilim pizza ise 60 lira civarı…Burger King’e girip, Whooper menü isterseniz 50 lira ödüyorsunuz.Arapların açtığı birkaç kebapçı da mevcut Tromso’de.Orada da manzara farklı değil. 1 dürüm 30 lira.Kısacası ucuz yeme lüksünüz yok Tromso’de.Ancak yine de Uzakdoğu restoranlarının, yerel mekanlara göre daha uygun fiyatlar sunduğunu söyleyebilirim.Ve Tromso halkı…Kuzey insanının soğukluğunu hissetirmekle beraber, aslında oldukça yardımseverler.Herhangi bir sorununuzu anlattığınızda ya da yardım istediğinizde terslenme gibi bir durum yaşamanız söz konusu değil.Ancak Güney Avrupalılar gibi de ”Ooo El Turco’ deyip elinizi sıkmalarını beklemeyin.Mesafeli ama saygılılar.Ülkedeki mevcut sorunsuzluk ve huzur halkın hayatına da yansımış durumda.Temiz ,kaosun olmadığı ,düzenli bir sistemleri var.Otobüs duraklarındaki sefer saatleri dikkat çekici… 12.28 / 12.37 / 14.48 gibi saatleri görünce deneme amaçlı duruyoruz.Evet tam 12.28’de otobüs geliyor.Gece hayatı ise Norveç’in geneline göre oldukça hareketli..Tromso aynı zamanda bir üniversite şehri olduğu için genç nüfus oldukça fazla.Gündüz pub’ların, gece de barların dolduğunu söyleyelim.En bilinen mekanları ise Bla Rock Cafe ve  Rorbua.”Dünyanın her yerleşim merkezinde en azından 1 Türk vardır” sözü burada da geçerliliğini sürdürüyor.Tromso’de yaşayan en az 3-4 Türk aile var.. Aslında geliş hikayeleri de hep birbirlerine benziyor.Antalya’da başlayan tanışmalar, evliliğe dönüşmüş ve buranın yolunu tutmuşlar. 30 yıldır Tromso’de yaşayanı da var, yeni geleni de…Bu vatandaşlarımızdan biri, şehrin tam merkezinde Alania İmport diye kocaman bir süpermarket açmış.Viking Otel’in yakınında, sahile 100 metre mesafede yer alan bu marketin sahibi Hüseyin Kartay.Eğer işiniz düşerse, bi ihtiyacınız olursa, mutlaka uğrayın.Elbette maç için Tromso’ye gelip, futboldan bahsetmemek olmaz.Şehrin tek futbol takımı var.Ancak futbola bakış açıları elbette bizim gibi değil..Olaya spor olarak bakıyorlar.Kısacası fanatizm yok sokaklarda.Maçı sorduğumuz herkes gayet objektif biçimde takımlarının kötü olduğunu ifade ediyor.Bazı şehirlerde maç olduğu gün, farklı bir atmosfer olur.Maç havasına girer halk.Burada öyle bir futbol kültürü yok.Maç izlemek biraz hobi gibi Norveçliler için.

[unitegallery tromso5]

Tromso maçlarını 6800 kişilik Alfheim Stadı’nda oynuyor.Merkeze yakın ancak dik yokuşlarla çıkılabilen bir tepenin üstünde bulunuyor stat.Zorlu iklim şartları nedeniyle saha, suni çimle kaplı..Şehir ve stat ufak olduğu için maçtan 5 dakika önce kuyruğa girip,bilet alıp, öyle stada giriyorlar.Maçın 15’inci dakikasında kale arkasında hala kuyrukta olan insanlar vardı.Burada telaş ya da panik yok..Tromso halkı, maç günü dahil ,hayatı ağır ve soğukkanlı bir şekilde yaşıyor.Statta dikkatimi çeken bir diğer ilginç nokta, önemli pozisyonlar dahil herkesin maçı oturarak izlemesi.Sadece gollerde ayağa kalkılıp,alkışla destek veriliyor.Herşeye rağmen beklediğimden daha kalabalık bir topluluk ve daha etkili bir destek var.Oturarak da olsa tezahüratlarını yapıyorlar.Maç bitiyor.Takım tribünleri selamlıyor.Hem Tromso taraftarlarının, hem rakip taraftarların kapıları aynı anda açılıyor.Beşiktaşlılar, Norveçli futbolseverlerle şehir merkezine doğru yürüyerek beraber iniyorlar.Sataşmayı bırakın,ters bir bakış bile yok.Maç sonu herkes evinin yolunu tutuyor..Biz de tabiki dönüş hazırlığına başlıyoruz.

Seyahat sonunda not defterime bakıyorum.Tromso’yü 3-4 kelimeyle özetlemişim aslında.Huzurlu, pahalı, soğuk, güzel bir şehir burası.
Eğlenmek,dağıtmak için değil belki ama el değmemiş tabiatın güzelliğine şahit olabilmek için mükemmel bir yer.
Huzur bulmak ya da doğayla kucaklaşıp, fotoğraf çekmek paydasına buluşan herkesin mutlaka uğraması gereken bir yer Tromso.

Yolu Tromso’ye düşeceklere;

Not 1 : Bir ufak şişe su 12 lira.Biz aldık,siz almayın.Halk, suyu musluktan içiyor. ‘Temiz mi’ diye sorduk.Kutuplardan geliyor dediler:)

Not 2: Hangi mevsimde giderseniz gidin, yanınızda kazak ve yağmurluk bulunsun.Biz oradayken 3 gün aralıksız yağış vardı.

Not 3: Oslo-Tromso uçağında bavul kaybolması çok sıradan bir olay.Panik yapmayın.Havalimanına otelin adresini verin.Ertesi gün yolluyorlar.

Leave a Reply